TÜRK ADININ ANLAMI
Türk adının anlamı ile ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Yapılan bu araştırmalarda iki görüş ağırlık kazanmıştır. Bu görüşlerden birine göre Türk kelimesi türeli (töreli) kelimesinden gelmektedir. Töreli kanuna bağlı, yasa sahibi demektir, ikinci ve daha çok kabul edilen diğer görüşe göre Türk kelimesi "Güçlü, kuvvetli, kudretli" anlamına gelmektedir. Tarihte Türk adını kullanan ilk devlet Göktürkler, ikinci kez ise Türkiye Cumhuriyeti kullanmıştır. Türk kelimesi zaman içinde Türkçe konuşan kavimlerin ortak adı olmuştur.
TÜRKLERİN ANAYURDU VE GÖÇLERİ
Türklerin anayurdunun Orta Asya olduğu bilinmektedir. Altay ve Sayan dağlarının kuzeybatısı, Tanrı dağlarının kuzeyi, Aral gölünün çevresi ve Hazar Denizi'nin doğusu Türklerin anayurdu olarak bilinmektedir.
Buralarda yapılan araştırmalar sonucunda MÖ 4 bin yıllarına kadar uzanan kültür kalıntılarına rastlanmıştır.
ORTA ASYA KÜLTÜR MERKEZLERİ
Anav Kültürü (MÖ 4500) : Türkistan'ın bilinen en eski kültürü Anav kültürüdür. Anav, Batı Türkistan bölgesinde Aşkabat yakınlarında yer alan bir kenttir. Anav'da yapılan kazılarda MÖ 4500'lü yıllara kadar uzanan kalıntılara rastlanmıştır. Bu dönemde yaşayan insanların madenden araç -gereçler ve süs eşyaları yaptıkları, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde bulundukları saptanmıştır.
Afanesyova Kültürü (MÖ 2500 - 1700): Altay dağlarının çevresinde gelişen bir kültürdür. Afanesyova kültürü Orta Asya’da MÖ 2500 ile MÖ 1700 arasında etkili olmuştur. Bu kültür çok geniş bir alanı etkilemiştir. Bu kültür çevresinde yapılan araştırmalarda hem taş hem de maden devrine ait kalıntılara ulaşılmıştır. Afanesyova kültürü Orta Asya medeniyetinin temelini oluşturmuştur.
Andronova Kültürü (MÖ 1700 - 1200): Altay dağlarından Hazar denizine kadar uzanan bölgede görülen Türk kültürüdür. Afanesyova kültürünün devamıdır. Afanesyova ve bu kültürün devamı olan Andronova kültürünü oluşturanların, Türklerin ataları oldukları kabul edilmektedir. Bu kültürde ilk kez altın ve tunçtan yapılmış eşya, araç ve gereçler görülmüştür.
Karasuk Kültürü (MÖ 1200 - 700): Yenisey nehri çevresinde görülen Türk kültürüdür. Buradan Sibirya ve Moğolistan'a kadar yayılmıştır. Bu kültür döneminde demir işlenerek çeşitli eşya, araç ve gereçler yapılmıştır. Karasuk kültürü kendisinden sonraki kültürleri de derinden etkilemiştir.
Tagar Kültürü: Abakan çevresinde görülen Türk kültürüdür. Bu bölgede yapılan kazılarda mezarlardan çeşitli eşyaların ve at koşum takımlarının çıktığı görülmüştür. Tagar kültür çevresinde Türklerin ataları ile ilgili önemli bilgilere ulaşılmıştır.
Taştık Kültürü (MÖ 300 - MS 400) : Yenisey ve Abakan çevrelerinde görülen Türk kültürüdür. Bu kültür merkezinde yapılan çalışmalarda özellikle sanat alanında önemli gelişmelerin gerçekleştiği belirlenmiştir. Tagar kültürü ile etkileşim halinde olan Türk kültürüdür.
TÜRKLERİN ORTA ASYA'DAN GÖÇLERİ
Türkler çeşitli sebeplerden dolayı ana yurtlarından ayrılmışlar ve bu göç hareketleri binlerce yıl devam etmiştir. Türklerin göç hareketleri ilk göçler ve kavimler göçü olarak ikiye ayrılır.
İlk Göçler; Altaylar, Tanrı Dağları, Kazakistan ve Harezm'in güneyine yayılan Türkler, daha sonraki yüzyıllarda Çin'in batısına ve Türkistan'a gelmişlerdir.
Kavimler Göçünden sonra: Türkistan'a, Asya'nın güneyine ve Avrupa'ya göçler olmuştur.
Türklerin Orta Asya'dan göç etmesinin sebepleri;
Toprakların, geçimi sağlamak için yetersiz kalması
Kuraklık ve doğal afetler başta olmak üzere, nüfus artışı ve otlakların azalmasıyla ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar
Türk topluluklarının kendi aralarındaki iç çekişmeleri
Yabancı kavimlerin ağır baskıları (Özellikle Çin ve Moğol kavimleri ile ilk yapılan savaşlarda yenilen Türklerin, başkasının hâkimiyeti altına girmeyip, yurtlarını terk etmeleri)
Türklerin yeni ülkeler fethetmek istemeleri
Salgın hastalıklar ve bu hastalıklar nedeniyle hayvan ölümlerinin başlamasıdır.
Türklerin kolaylıkla göç edip yerlerini değiştirmelerinde, bağımsızlıklarına düşkün olmaları rol oynamıştır.
Türklerin konar-göçer yaşantıyı benimsemeleri, atı ve tekerlekli araba kullanmaları göçleri kolaylaştırmıştır.
Göçlerin sonucunda;
Hunlar, Oğuzlar, Avarlar, Peçenekler Orta Avrupa ve Balkanlar'da güçlü devletler kurmuşlardır.
Bizans ve Roma imparatorlukları baskı altına alınmıştır.
Orta Asya kültür ve medeniyeti değişik yerlere yayılmıştır.
Türklerin değişik kültür çevreleriyle etkileşim içine girmelerine neden olmuştur. Böylelikle birçok bölgenin siyasi, etnik ve kültürel yapısında değişmeler meydana gelmiştir.
İran ve Anadolu'ya gelen Oğuzlar, Selçuklu ve Osmanlı devletleri gibi büyük devletler kurmuşlardır.
1. İSKİTLER (SAKALAR) (MÖ VII. Yy. - II. Yy.)
MÖ 7. yy.'da Karadeniz'in kuzeyinde yerleşmiş bir topluluktur. Karadeniz'in kuzeyine Kafkaslardan gelmişlerdir. İskitler en parlak dönemlerini Alp Er Tunga döneminde yaşamışlardır, inanışları, yaşayışları kurdukları kültür ve medeniyetleri Türk kavimleri ile birçok ortak özellik göstermektedir. Atlı göçebe ve savaşçı bir topluluk olan İskitler, Yunanlılarla sıkı ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. İskitlerin ölülerini ilkel şekilde mumyalayıp kurgan tipi mezarlara atlarıyla birlikte gömmeleri ahiret inancına sahip olduklarını gösterir. Bu nedenle İskitler tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olarak kabul edilir. Ön Asya toplumları ile olan mücadeleleri Alper Tunga Destanına konu olmuştur. Diğer önemli destanları Şu Destanı'dır. İranlılarla yaptıkları mücadele İranlı Şair Firdevsi’nin Şehname adlı eserine konu olmuştur.
2. HUN DEVLETLERİ
1. Asya Hun Devleti (Büyük Hun İmparatorluğu) (MÖ IV. yy - MÖ 216)
Orta Asya'dan göç etmeyen Türk toplulukları tarafından güçlü devletler kurulmuştur.
Orta Asya'da Türkler tarafından kurulmuş olan ilk teşkilatlı devlet Asya Hun Devleti’dir.
Asya Hun Devleti Orhun - Selenga ırmakları ve Ötüken bölgesinde kurulmuştur. Kurulduğu yer ve kurucusu tam olarak bilinmemektedir.
İlk bilinen hükümdarı Teoman'dır (MÖ 220 - 209). Çinlilerin Türk akınlarını durdurmak için yaptıkları Çin Şeddi, Teoman Döneminde tamamlanmıştır. Teoman'dan sonra başa geçen hükümdar Mete Han'dır. (MÖ 214)
Not: Selegna Nehri ve Baykal Gölü kıyılarında yapılan kazılarda, Hunlar döneminde yapılmış sulama kanalları, saban demirleri ve orakların bulunması, tarım yapıldığının doğrudan kanıtıdır.
Mete Han (MÖ 209-174)
Devleti ve orduyu teşkilâtlandırdı.
Türk topluluklarını bir bayrak altında birleştirdi.
Tunguzları ve Yüeçileri hâkimiyeti altına aldı.
Çinlileri mağlup edip bu ülkeyi yıllık vergiye bağladı.
Not: Mete Han Çin'i yenip vergiye bağlamasına rağmen Türklerin kalabalık Çin nüfusu içinde eriyip asimile olmalarını engellemek amacıyla, Türklerin Çin'e yerleşmesine izin vermedi. Bu durum Mete Han'ın ulusal benliğe önem verdiğinin kanıtıdır.
Not: Mete Han zamanında Hun Devleti, kendinden sonraki Türk devletlerine temel oluşturan askeri ve sivil teşkilata, siyasi prensiplere, kültür ve sanat değerlerine sahip bir devlet haline geldi.
Türk tarihinde ilk düzenli orduyu Mete Han kurmuştur. Bu ordu onlu sisteme göre düzenlenmiştir. Mete Han'ın tahta çıkış tarihi Kara Kuvvetleri Komutanlığının kuruluş tarihi olarak kabul edilir (MÖ 209).
Mete Han'ın ölümünden sonra yerine geçen hükümdarlar bu üstünlüğü devam ettiremediler. Türk toplulukları için ekonomik yönden çok önemli olan İpek Yolu'nun Çinlilerin eline geçmesi Hunların ekonomik yönden zayıflamasına ve iç karışıklıklara neden oldu.
Not: Asya Hunları ile Çinliler arasında yapılan mücadelelerin temel sebebi İpek Yolu'na egemen olmaktır.
Çinlilerin yıkıcı ve bölücü çalışmaları sonucunda Hunlar, MÖ. 58 yılında doğu ve batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Batı Hun Devleti, Tanrı Dağları ve Issık Gölü çevresinde kurulmuştur. Hunlar, daha sonra Kuzey ve güney olarak ayrılmıştır.
Güney Hun Devleti; Çin'in kuzeybatı bölgelerinde kuruldu. Güney Hun Devleti, Çin baskısı ile Kuzey ve Güney Hunları olarak tekrar ikiye ayrıldı. Kuzey Hunları güney Sibirya ve Çungarya bölgesinde bağımsızlıklarını sürdürürken, Batı Hunlarına katıldı. Çin sınırında yaşayan Güney Hun Devleti Çinliler tarafından yıkıldı.
Oğuz Kağan Destanı Hunlara ait bir destandır. Bu destana adını veren Oğuz Kağan'ın Mete Han olduğu kabul edilmektedir.
KAVİMLER GÖÇÜ (375)
Asya Hun Devleti'nin parçalanmasından sonra Çin egemenliğine girmek istemeyen Hun topluluklarının bir kısmı IV. yüzyılda Hazar Denizi ile Aral Gölü arasındaki toprakları ele geçirdiler. Batıya doğru yürüyüşlerini sürdürüp, Volga nehrini geçtiler. Tuna boylarına kadar gelen Hunların önünde duramayan kavimler (Ostrogotlar, Vizigot, Vandal, Burgant, Gepit, Germen vs.) Avrupa'ya doğru göç etmeye başladılar. Hunların sebep olduğu bu göç hareketine Kavimler Göçü denir.
Not: Türklerin Çin esaretine girmektense göç etmeyi tercih etmeleri bağımsızlıklarına ne kadar düşkün olduklarını gösterir.
Kavimler Göçü'nün sonuçları:
Avrupa'nın etnik yapısında köklü bir değişiklik meydana geldi.
Sınırlarını koruyamayan Roma İmparatorluğu, 395'te ikiye ayrıldı.
Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı (476).
Kavimler Göçü ilk Çağ'ın sonu Orta Çağ'ın başlangıcı kabul edilmiştir (Orta Çağ: 375 -1453).
Feodal rejim, Avrupa'da siyasal düzen olarak oluştu.
Krallıklar siyasal etkinliklerini kaybettiler. (Derebeyler güçlendi)
Avrupa'da kilise ve papalık etkinlik kazandı.
Dine dayalı düşünce gelişti. (Skolâstik düşünce)
Hristiyanlık barbar kavimler arasında yayıldı.
Türkler Avrupa'da ilk devletlerini kurdu. (Avrupa Hun)
2. Avrupa Hun Devleti (378 - 469)
Kavimler Göçü sonucunda Avrupa'da Hun Devleti kurulmuştur. Hunlar kısa zamanda Volga ile Tuna nehirleri arasındaki topraklara sahip oldular.
Hunlar, Bizans'ı baskı altına aldılar. Bizans'ı Morgos (434) ve Anatolyus (447) Antlaşmaları ile vergiye bağladılar. Atilla daha sonra Roma üzerine iki ayrı sefer düzenledi ve Avrupa'daki etkisini iyice arttırdı. Atilla'nın ölümünden sonra devlet zayıflamış Hunların bir kısmı Avrupa'da kalarak Latin ırklarıyla kaynaşmış, bir kısmı tekrar Orta Asya'ya dönmüştür.
3. GÖKTÜRK DEVLETİ (552 - 630)
Orta Asya'da kurulan ikinci büyük Türk devleti, Göktürk Devleti'dir. Türk adını ilk defa bir devlet adı olarak kullanan Göktürklerdir.
Kurucusu Bumin Kağan'dır. Başkentleri Ötüken'dir. Bumin Kağan Türk devlet geleneğine uygun olarak devleti doğu -batı olarak ikiye böldü ve batı bölgelerinin yönetimini kardeşi İstemi Yabgu'ya verdi.
İstemi Yabgu, Akhun Türk Devleti'ni yönetimine alarak tarihi İpek Yolu'nu ele geçirdi. Bizans'la siyasi ilişkiler kurdu, İpek Yolu'nun açılması için Sasanilere karşı Göktürk - Bizans ittifakı yapıldı.
Not: Ekonomik bakımdan büyük önem taşıyan İpek Yolu hâkimiyeti, Göktürkler, Sasaniler ve Bizans arasında devamlı bir rekabet konusu olmuştur. Bizans, Sasanileri sıkıştırırken Göktürkler de sınırlarını Harezm, Buhara ve Taşkent'e kadar genişlettiler. Böylece, Bizans saldırıları ile zayıflayan Sasani Devleti'nin, bir süre sonra Müslüman Arap orduları tarafından kolayca yıkılmaları sağlandı.
Çin'in içişlerine karışması sonucu Göktürk Devleti Doğu Göktürkler ve Batı Göktürkler olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Göktürkleri 630 yılında, Batı Göktürkleri ise 659 yılında Çin egemenliğine girerek yıkılmışlardır.
Not: Tarihte bütün Türklerin tek bir bayrak altında toplandıkları ikinci dönem Göktürkler dönemidir. Türklerin tek bayrak altında toplandığı iki dönem vardır. Bunlar;
1. Büyük Hun imparatorluğu (MÖ 220 - MS 216)
2. Göktürk Devleti (552 - 630)
** Göktürklerde ulusçu devlet anlayışını gösteren en önemli göstergelerden biri “Türk" adıyla kurulan ilk devlet olmalarıdır. Göktürklerin kendi isimleriyle anılan alfabelerinin olması da onların ulusçu bir devlet anlayışına sahip olduklarının göstergesidir.
4. II. GÖKTÜRK (KUTLUK) DEVLETİ (682 - 745)
Göktürkler 681 yılına kadar Çin esaretinde yaşadılar. Kutluk İlteriş Kağan'ın II. Göktürk Devleti'ni kurmasıyla esaret hayatı sona erdi. Bağımsızlık savaşı sonucu kurulan ilk Türk devletidir. Kutluk Kağan, Göktürkleri bir idare altında topladı. Devleti Türk töresine göre yeniden düzenleyip teşkilâtlandırdı.
Milli birlik duygusunu sağlamlaştırmak ve devleti ekonomik bakımdan güçlendirmek için Çin'e başarılı seferler yaptı. Kutluk Devleti'nin en güçlü olduğu dönemler Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tigin dönemleri olmuştur. Devletin kurulmasında önemli rol oynayan Tonyukuk ise onlara yardımcı olmuştur.
Tonyukuk'tan sonra Kül Tigin ve Bilge Kağan'ın ölümleri ile devlette çöküş belirtileri ortaya çıkmıştır. Taht kavgaları ve ayaklanmalar yeniden başlamıştır. Basmillar, Karluklar ve Uygurlar birleşerek Göktürk hâkimiyetine son vermişlerdir.
Not: Göktürk Devrinde Orhun Nehri kıyılarında dikilmiş olan ve Orhun Abideleri olarak bilinen kitabeler, Türkçe ilk yazılı kaynaklar olması bakımından büyük bir önem taşır. Kitabeler Türk tarihinin ilk alfabesi olan Orhun Alfabesi (Göktürk Alfabesi) ile yazılmıştır. Bu kitabeler, 727'de büyük devlet adamı Tonyukuk, 732'de Kül Tigin ve 735'te Bilge Kağan adına dikilmiştir.
5. UYGUR DEVLETİ (745 - 840)
Uygur Devleti'nin ilk hükümdarı Kutluk Bilge Kağan’dır.
Ötüken bölgesinde kurulmuştur.
Orta Asya'da kurulan son büyük Türk federasyonudur. Daha sonra Karabalgasun (Ordu - balık) şehrini kurup başkent yapmışlardır.
Uygurlar yerleşik hayat düzenini benimsemiş olmaları dolayısıyla Hunlar ve Göktürklerden farklı bir özelliğe sahiptirler.
Uygurlar siyasi başarılarından çok kültürel ve medeni faaliyetleriyle tanınırlar.
Uygurlar ilk defa din değiştiren Türk koludur. Uygur Hükümdarı Böğü Kağan, Çin'e yardım için gittiğinde ülkesine dönerken beraberinde dört Mani rahibi de getirmişti. Türkler arasında bundan sonra Mani dini yayılmaya başlamıştır.
Not: Maniheizm dinine göre, hayvansal gıdaların yenilmesi yasaktır. Tapınakların varlığından dolayı yerleşik hayatı daha uygun görmektedir. Bu özellikler sonucunda yerleşik hayata geçen Uygurlar, askeri yönden olumsuz olarak etkilenmişlerdir.
Yerleşik hayata geçmeleri ile tarım, sanat ve ticarette ilerlemişlerdir.
Ticaretle uğraşan Uygurlar, Hint, Tibet ve Maveraünnehir halkı ile sıkı ilişkiler içinde bulunmuşlardır.
Mani ve Buda dinine ait tapınaklar yapmışlardır ve mimaride gelişme göstermişlerdir. Bu alanda Hint ve İran sanatı etkisinde kalmışlardır.
Sulama kanalları açarak modern tarım yapmışlardır.
Not: İslamiyet’ten önce Türklerde yerleşik hayata bağlı olarak mimari faaliyetler Uygurlar döneminde başlamıştır.
Moğolların Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır.
Kitap basma tekniğini ve kâğıt yapımını bilen Uygurlar dünya kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Bilge Kağan'ın kendi adına diktirdiği Karabalgasun adlı anıtları bulunmaktadır.
Minyatür sanatını geliştirmişlerdir.
Not: Uygurlar Mani Dinini benimsemelerine rağmen Budist ve Hristiyanlık dinlerine ait mabetler bir arada bulunmuştur. Bu durum Uygurların dini hoşgörüye sahip olduğunu gösterir.
Kırgızlar 840 yılında Uygur Devleti'ni yıkmışlardır. Bu yenilginin ardından dağılan Uygur toplulukları güneye doğru hareket ederek Yeni Uygur devletlerini kurmuşlardır. Bu devletler,
Kansu Uygur Devleti: Kırgızlarla mücadelede başarılı olamayan Uygurlar, Kansu bölgesine gelerek burada bir devlet kurdular. Bu devlet Moğol istilasına (1209) kadar varlığını korumuştur.
Turfan Uygur Devleti: Kırgızların Uygur devletine son vermesinden sonra Uygurların bir bölümü Turfan bölgesine gelerek burada bir devlet kurmuştur. Bu devlet de Moğol istilasına kadar varlığını sürdürmüştür. Günümüzde Uygurlar Doğu Türkistan'da Çin sınırı içinde yer alan Sincan -Uygur Özerk Cumhuriyetimde yaşamaktadır.
Not: Uygurlar,
Yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.
Kâğıt ve matbaayı kullanarak kültürel alanda gelişmişlerdir.
Kabul ettikleri dinlere ait terimleri Türkçeleştirerek, ulusal benliklerini korumaya çalışmışlardır.
Kendilerine özgü bir alfabe kullanmışlardır.
Bir kısım Moğol topluluğunun Türkleşmesinde etkili olmuşlardır.
6. AVARLAR (560 - 805)
IV. yüzyılda Orta Asya'da bir devlet kurdular.
Bu devletin Göktürkler tarafından yıkılmasıyla batıya göç ettiler.
Kafkaslara gelip Bizans'la mücadele ettiler. Romanya ve Macaristan'a yerleşip Orta Avrupa'da güçlü bir imparatorluk kurdular. Böylece hem Asya'da hem de Avrupa'da devlet kurmuşlardır. Slavları ve Rusları etkileyerek günümüz Orta ve Doğu Avrupa’sının etnik yapısının şekillenmesinde etkili olmuşlardır. Tarihte İstanbul'u kuşatan il Türk devletidir. Avarlar Frankların saldırılarıyla yıkılmışlardır.
7. KIRGIZLAR (840 - 1207)
Kırgızlar, Göktürk ve Uygurların idaresi altında kalmışlardır. Uygur Devleti'ni yıktıktan sonra burada kendi devletlerini kurmuşlardır. Fakat bu yerde de fazla kalamayıp, dönmüşlerdir. Ötüken bölgesini terk edip eski yurtlarına geri dönmüşlerdir. Bugün de bağımsız bir devlete sahip olan Kırgızlar, 1207'de Moğol hâkimiyetini kabul etmiş, Ötüken'i Moğol-lara kaptırarak Orhun kültürünün yok olmasına neden olmuştur. Kırgızların sahip olduğu Manas Destanı en uzun destandır.
8. HAZARLAR (630 - 968)
VII - X. yüzyıllarda Kafkaslar ve Karadeniz'in kuzeyinde güçlü bir devlet kurmuş olan bir topluluktur. Müslüman Arap ordularının Hz. Osman Dönemi'nde Kafkasları aşmalarına engel olmuşlardır. Museviliği kabul eden ilk ve tek Türk devleti olan Hazar Devleti yöneticileri, diğer dinlere de hoşgörülü davranmışlardır. Hazar Devleti Rus saldırılarıyla yıkılmıştır. Hazarlarda farklı dini inanışa sahip insanların bir arada yaşadığı görülmektedir. Bunun en güzel kanıtı Hazarlarda davalara 2 Müslüman, 2 Hristiyan, 2 Musevi ve 1 Şamanist üyeden oluşan 7 kişilik bir hâkimler kurulunun bakmasıdır. Bu durum Hazar Devleti'nde dinin hukuk ve sosyal yaşayışı etkilediğinin göstergesidir.
* * Yöneticileri Musevi olmasına rağmen Hazar toplumunda başka dinlere mensup insanların da olması ve bu insanların sorunlarının çeşitli dinlere mensup bir hâkimler kurulu tarafından görüşülmesi Hazarlar da hoşgörü ve adalet anlayışının egemen olduğunu gösterir.
9. KARLUKLAR
Göktürkler'e bağlı olarak yaşayan Karluklar, Göktürk Devleti'nin yıkılmasında önemli rol oynamışlardır. Uygur Devletinin yönetiminde önemli görevlerde bulunmuşlardır. Orta Asya hâkimiyeti için Araplarla Çinliler arasında yapılan Talaş Savaşı sırasında Arapların yanında yer almışlardır. Böylece Çinlilerin yenilmesini sağlamışlardır.
Not: İslamiyet’i kabul eden ilk Türk topluluğudur, ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlıların kurulmasında etkili olmuşlardır.
10. BULGARLAR (583 - 665)
İdil (Volga) Bulgarları: İdil - Volga Bulgarları ticaret alanında gelişmiştir. Müslümanlarla kurduğu ticari ilişkiler sonucu İslamiyet ile tanışmış ve İslamiyet’i benimsemişlerdir. Altınordu devletinin egemenliği altına girdikten sonra (1237) siyasi varlıkları son bulmuştur.
Tuna Bulgarları: Günümüzdeki Bulgaristan topraklarına hâkim olan Tuna Bulgarları 10. yy.'da Hristiyanlığı kabul etmişler ve milli benliklerini kaybetmişlerdir. Milâttan önceki yıllarda Oğuzlardan ayrılıp batıya giden bazı kabileler Oğuz adıyla anılmışlardır. Kafkasya'nın ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Oğuzlar, Avrupa Hun Devleti'ne ve Avarlara bağlı olarak yaşamışlardır. Avarların Göktürkler tarafından yıkılmasıyla bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Fakat bu devletin kurucusunun ölümüyle devlet parçalanmıştır.
11. MACARLAR
Volga Nehri ile Ural dağları arasında yaşayan Macarlar, Avar ve Sabirlerin baskısıyla, Kuban nehri kıyılarına göç etmişlerdir. IX. yüzyılda Peçenek saldırıları yüzünden tekrar göç etmek zorunda kalmışlardır, bugünkü Macaristan'a gelmişlerdir. Hıristiyanlığı kabul edip kültürel değişikliğe uğramışlardır.
12. PEÇENEKLER
Göktürk Devleti'ne bağlı bir topluluk olan Peçenekler, Göktürk Devleti'nin yıkılmasıyla Batı Sibirya'ya göç etmişlerdir. Macarları yerlerinden atarak Rusların Karadeniz'e inmelerini engellemişlerdir. Rusların baskısıyla Bizans topraklarına girip kısa bir süre sonra Bizans ordusunda paralı asker olarak görev almışlardır.
Peçenekler Malazgirt Savaşı'nda Türk tarafına geçerek Türklerin savaşı kazanmasına katkı sağlamışlardır. Başka bir Türk kavmi olan Kumanların saldırısı ile yıkılmışlardır.
13. KUMANLAR (KIPÇAKLAR) (1050 - 1239)
Asya'nın doğusunda yaşayan Kıpçaklar X. yüzyıl sonlarında Karahıtaylılar tarafından batıya göç ettirildiler. Doğu Avrupa'ya gelip Ruslarla mücadele etmişlerdir. Moğol istilasıyla Macaristan'a gittiler. Yurtlarında kalanlar Moğolların Türkleşmesinde etkili olmuşlardır. Ruslarla mücadeleleri Igor Destanı'na Oğuzlarla mücadeleleri Dede Korkut Hikâyelerine konu olan Kumanlar, Moğol saldırıları sonucu yıkılmışlardır.
14. OĞUZLAR (UZLAR)
X. ve XI. yüzyıllarda Hazar Denizi'nin doğusundan Seyhun Nehri'ne kadar uzanan bölgede yaşarken, bir kısmı Karadeniz'in kuzeyinden batıya gitmişlerdir. Oğuzlar Türk Tarihin en etkin ve aktif boyudur. Oğuzların ana kolundan ayrılarak batıya gidenler kuzey ve güney diye ikiye ayrılmışlardır. Kuzey yolunu takip edenler, Oğur adıyla anılmışlardır. Bulgar Devletini kurmuşlardır. Güney yolunu takip edenler; İslamiyet’i kabul edip Selçuklu Devleti'ni ve Osmanlı Devleti'ni kurmuşlardır. Günümüzde Azerbaycan, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Kıbrıs ve Balkanlarda yaşayan Türklerin atalarıdırlar.
15. TÜRGİŞLER (659 - 766)
Batı Göktürklerin bir kolunun boyudur. Göktürk Devleti yıkılınca, diğer boylarla birleşmişlerdir. II. Göktürk Devleti kurulunca tekrar Göktürk hâkimiyetini kabul etmişlerdir. Daha sonra tekrar bağımsız hale gelmişlerdir.
Emevilerin Orta Asya'ya hâkim olmasına engel oldular.
Türk tarihinde ilk defa para Türgiş Hükümdarı Bağa Tarkan tarafından basılmıştır.
Türgiş Devleti'ne Karluklar son verdiler.
Kendilerine ait yazıları vardır.
16. SABİRLER (SİBİRLER)
Bugünkü Sibirya topraklarına adlarını vermişlerdir. Doğu Avrupa'ya yerleşmişlerdir. Bizansla mücadele etmişlerdir. Anadolu'ya girerek hem Sasaniler hem de bizansla savaşmışlardır, İstemi Yabgu tarafından Göktürklere bağlanmışlardır.
